Ayhan MENTESH
     İletişim
     Ziyaretçi defteri
     RESİMLER
     SERAMİKLER
     DIGITAL RESİMLER
     FOTOGRAFLAR
     DÜNYADAN MASALLAR VE HALK HİKAYELERİ
     => AFRİKA MASALLARI
     => ARAP MASALLARI
     => BİRMANYA MASALLARI
     => BOLİVYA MASALLARI
     => ÇİN MASALLARI
     => DERLEME MASALLAR
     => HİNT MASALLARI
     => IRAK MASALLARI
     => İRAN MASALLARI
     => JAPON MASALLARI
     => KAMBOÇYA MASALLARI
     => KANADA MASALLARI
     => KIBRIS MASALLARI
     => KIRGIZ MASALLARI
     => KIZILDERİLİ MASALLARI
     => KORE MASALLARI
     => LAOS MASALLARI
     => MENTEŞ MASALLARI
     => MISIR MASALLARI
     => NORVEÇ MASALLARI
     => ORTA ASYA MASALLARI
     => ÖZBEK MASALLARI
     => PAKİSTAN MASALLARI
     => ROMEN MASALLARI
     => RUS MASALLARI
     => SAMURAİ MASALLARI
     => TAİWAN MASALLARI
     => TİBET MASALLARI
     => UKRAYNA MASALLARI
     => UYGUR MASALLARI
     => WİETNAM MASALLARI
     => YUANAN MASALLARI
     => ZEN MASALLARI
     LİNKLER
     SON ÇALIŞMALARIM

Tasarım Copyright RLB +90(312) 286 62 92


Ressam - ÖZBEK MASALLARI


 

 
 
 
GÖRÜLMEYEN AVCI
“Bir Özbek Hikayesi”
 
 
Vaktiyle Özbekistan’da bir orman kenarında çok yetenekli çok hızlı ok atan, çok iyi ata binen bir avcı vardı. Her türlü atış ve silah kullanma tekniklerini bilirdi. Her işinde sürat, zeka, dürüstlük ve beceri hakimdi. Çok zaman onun istediği zaman görünmez olabileceğine inanılırdı.
Bu adam orman kıyısındaki kulübede kız kardeşi ile beraber yaşardı. İki kardeş dayanışma ve uyum içerisinde yaşarlardı. Avcının üstün yeteneklerini duyan bir çok hanım onunla evlenmek istiyordu. Ancak onunla evlenmek için bağlantı kurmak isteyen bir çok insan başarılı olamamıştı.
Bu iyi ahlaklı cesur adam, iyi ahlaklı, dürüst ve cesur birini arıyordu.
Ormanın güney kıyısında biri 19 diğeri 22 yaşında olan iki hanım babaları ile beraber yaşıyorlardı. Küçük kız çalışkan, saygılı, akıllı bir kızdı. Ablası kıskanç, kavgacı ve acımasız bir insandı. Kız kardeşine karşı çok acımasız davranırdı. Ona kızdığı zaman ocaktan üzerine yanık kor olan bir odun alır, kardeşinin eline yüzüne değdirirdi. Onu devamlı olarak tehdit ederdi. Babası kızında yanıkları görünce ne olduğunu sorardı. Ablası onu dikkatsizlik ve salaklıkla suçlardı. Genç kızın suratında yanıklar artınca ona YANIK SURAT adı takılmıştı. Ablası onun giysilerini de alır yakardı veya yırtardı.
Bir gün büyük kız anlattığımız avcı ile tanışmak için evine gitti. Avcının kız kardeşi onu iyi karşıladı. Uzaktan avcının üflediği borunun sesi gelmişti. Ev sahibi genç hanım gidip ağabeyisini karşılamak istedi. Büyük kardeşi de aldı ve yolun karşısına geçti.
“- Ağabeyim şimdi gelecek bak büyük ıhlamur ağacının altına bak.”
Dedi. Gelen hanıma gelip gelmediğini sordu, o da gördüğünü söyledi. Avcının ablası;
“- Görüyorsan onun omuzunda ne var?”
dedi. Büyük kız görmediği halde avcının omuzunda av derileri olduğunu söyledi. Avcının ablası şöyle dedi;
“_ Siz yalan söylüyorsunuz. Yalan söyleyen, yalancı birisi ile kardeşimin evleneceğini mi sanıyorsunuz?”
dedi. Büyük kızın böyle bir şey duymak çok canını sıktı. Hemen geri evine döndü.
Birkaç gün sonra küçük kız kardeşi avcıyı ziyarete gitmek istedi. Büyük kız buna çok sinirlendi.
“- Benim başaramayacağım bir şeyi deneme, çünkü başaramazsın.”
Dedi. Küçük kız bahçeden gelmişti. Bahçede mantar ve taze mısır vardı. Ablasına avcıyı ziyarete gideceğini ısrarla anlattı. Yeni elbisesi yoktu. Oradan çıkıp kahveye gitti. Oradan bir çift ödünç çorap buldu. Ormanda bir ağacın kabuklarını soyarak kendine etek yaptı. Babasının makosenlerini giydi. Yolda giderken bir delikanlı ona “Yanık Suratlı” diye laf attı. Başka biri bu zavallı ağaç gibi giyindi diye alay etti.
Küçük kız bütün bunlara cesaretli göğüs gerdi. Avcının ablası onu iyi karşıladı. Akşamüzeri “Görünmez Adamı” karşılamak için yola çıktılar. Ablası;
“Kardeşimi görüyor musun?”
Diye sorunca küçük kız doğruyu söyledi.
“_ Hayır henüz görmüyorum.”
Dedi. Dürüst davrandığı için büyü bozuldu. Küçük kız o zaman avcıyı görmeye başladı. Avcının ablası;
“- Ne görüyorsun?”
dedi. Küçük kız;
“- Kardeşinizin başında bir gökkuşağı görüyorum.”
Dedi. Abla bu cevaba çok sevindi. Avcı eve gelince küçük kız ile çok iyi anlaşacaklarını söyledi.
Eve geldikleri zaman avcının ablası genç kıza ormanda yetişen bir ağacın suyundan verdi. O öz su sürülünce bütün yanıklar iyileşti. Genç kıza sandıktan incili bir gelinlik verdi. Sonra sedef süslü bir kutudan sihirli bir tarak çıkardı. O tarak ile tararınca genç kızın saçları büyüdü.
Genç kız saçlarını iki örgü halinde topladı. Beyaz gelinliği ona çok yakışmıştı. Avcı onun yanına sevgi ile yaklaştı. İkisi ellerini birbirlerine uzattılar. Kısa sürede düğünleri de oldu. İkisi de mutlu oldular.
Kabile reisi onların nikahını kıyarken şeyle dedi;
“- Ancak dürüst ve cesaretli olanlar mutlu olmayı hak eder.”
Bugün 27 ziyaretçi (64 klik) kişi burdaydı!

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=